Sevgili anneler, günümüz kutlu olsun!

Melis: Gizem, Beymen’in Anneler Günü videosunu izledin mi Instagram’da? Anneliğin belli kalıplara oturtulamayacağını öyle güzel anlatmışlar ki… Ben izleyince içime bir ferahlık geldi valla ‘Benim nasıl bir anne olduğumdan çocuklarımdan başka kime ne’ diye düşündüm. Sonra da gidip Deniz’le Memo’ya sordum “İnsanın benim gibi çatlak patlak bir annesi olması nasıl bir duygu” diye. “Fena değil” dediler.

Gizem: Çok gerçekçi bir cevap olmuş bu (gülüyor). İzledim ben de reklamı. İşi bırakıp çocuk bakarsın, “Kariyerine yazık etti” diye laf ederler. Çocuğu annene bırakır, işe gidersin “Çocuğuna bakmıyor” derler. İnsanları memnun etmek için yaşamayı çoktan bıraktım ben. Şartlar ve koşullar neyi gerektiriyorsa ama daha önemlisi keyfim ne istiyorsa onu yapıyorum. Artık bu çağda kimse kimsenin anneliğine karışmasın bir zahmet.

Melis: Kesinlikle katılıyorum. Ben, çocuklar doğduğu andan itibaren yetersizlik duygusu yaşayan annelerden oldum. Ama bu duygum giderek azalıyor. Azaltmak için çok gayret ediyorum yani. Çünkü o duygunun bana da çocuklara da iyi gelmediğini fark ettim yıllar içinde. Bir gün bir akrabamız, çok çalıştığım için bana şöyle demişti: “Canım benim, çalış sen, çalışmadan yapamazsın zaten. Bazı insanlar anne olmak için doğar, sen öyle bir kadın değilsin ki” demişti. Ses tonundan, bana iyi bir şey dediğini düşündüğünden emindim. Ama o kadar canım acımıştı ki… Sonra düşündüm, kendi çocukları büyüktü ve bana daha önce vicdan azabı duyduğunu söyleyerek çocuklarını küçükken zaman zaman dövdüğünü anlatmıştı. Onlar için saçını süpürge etmiş ama sabrı tükendiği anlarda evlatlarına vurabilmişti. Bunu hatırladığım an bana söylediği söze katiyen takılmamaya karar verdim!

Gizem: Lafa bak! Ne demekmiş, bazı insanlar anne olmak için doğar. Doğurmadan da anne olabiliyoruz veya bir hayvanın da annesi olabiliyoruz. İstemezsek anne olmama hakkımız da var ayrıca.

Melis: İşte bunlar hep toplumsal şartlanmalar. Onun bildiği doğru, o. Değiştirmek de zor. Ama bizler kendi çocuklarımızı bu şartlanmalarla yetiştirmezsek toplum değişip dönüşebilir.

Gizem: Ben kendimi yetersiz hissetmedim hiç, o duyguyu bilmiyorum ama tecrübesiz olduğumdan, başlarda hep ‘doğruyu’ yapma çabam vardı. Bir biberon almak için üç farklı makale okuduğumu biliyorum. Deneyim kazandıkça anladım ki, aslında doğrusunu çocuğum söylüyor. O kadar da delirmeye gerek yok. Fakat bir anneye yapılacak en büyük kötülük yetersiz hissettirmek.

Melis: Bugün toplantıda anlattı ya bir arkadaşımız; “Annelik sana yakışmıyor” demiş biri, çok da sevdiği biriymiş üstelik. Kötü niyetle söylemediğine eminiz ama olmuyor işte öyle, ayıp kaçıyor yani. Standart model olmayınca gözüne batıyorsun insanların.

Gizem: Etkilemiyor insanların söyledikleri beni ama hadsizliklerine tahammül edemiyorum. Sana ne benim anneliğimden, hayatımdan…

Melis: Haydi, biraz da tatlı taraflarını konuşalım. Bu aralar benim pek hoşuma gitmeye başladı annelik.
10 yaş güzelmiş. Ergenlikleri gelmeden tadını çıkarmayı planlıyorum (gülüyor). Lorin büyüdükçe senin için de giderek kolaylaşıyordur…

Gizem: Benim için en güzel zaman. 3 yaş kalp ben! Hiç büyümesin istiyorum Melis. Ne 2 yaşa döneyim
ne de 4 olsun. Böyle bir iletişim, tatlılık olamaz. Her şeyi anlıyor ama bir yandan da hâlâ bebiş.

Melis: Ben Deniz’i hâlâ bebeksi buluyorum; elleri, ağzı, burnu minicik ya… Ama bir yandan da o kadar akıllı ki, hayran olmaktan kendimi alamıyorum. Memo’nun ayaklar 41 numara oldu, ona bebeksi diyemeyeceğim ama o da çok zeki ve çok iyi kalpli bir çocuk. İkisine çok farklı türlü hayranlıklar duyuyorum.

Gizem: Annelik işte, 10 yaşında kızını bebeksi görebilme yetisini katıyor insana! Anneler Günü filan tamam ama bir gün değil her gün anlaşılmalı anneler. Her gün hatırlanmalı ve destek olunmalı. Anneler Günün, bugün ve her gün kutlu olsun arkadaşım.
Melis: Senin de kutlu olsun canım. Tüm annelere, çocuklarıyla birlikte mutlu ve huzurlu günler diliyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.