Gittikçe daha fazla çift yatakları ayırmayı seçiyor… Birlikte uyumak mı, ayrı uyumak mı?

Eskiden ayrı yatmak çiftler arasında ayrılığın bir sinyaliyken, şimdilerde ünlüler dünyası da dahil olmak üzere pek çok kişinin ayrı uyuduğunu duyuyoruz. Ayrı yatmak için horlama, yatakta çok fazla hareket etme, uyku kalitesini artırma gibi pek çok sebep gösteriliyor.

Öyle ki ‘yalnız uyuma’ ünlüler dünyasındaki son trendlerden de biri. Gittikçe daha fazla kişi de bu trende ayak uyduruyor. 

90’ların en ünlü çiftlerinden David ve Victoria Beckham’ın ayrı uyuma trendine ayak uydurdukları söylentiler arasında. Deneysel yaşam trendlerini denemeye merakı olan oyuncu Gwyneth Paltrow da evlendiğinde solo uyku trendine atılmaya karar verdi. 

Donald ve Melanie Trump’ın evliliği hakkında çok fazla spekülasyon yapıldı. Melania biyografisi yazarı olan Mary Jordan’a göre, Trump’lar hangi evlerinde olduklarına bakılmaksızın ayrı yatak odalarında uyuyorlar.

Yıllardır evliliklerini sürdüren Matthew Broderick ve Sarah Jessica Parker çiftinin uzun evliliklerinin sırrının ayrı uyumak olduğu söylentiler arasında. Çift, bitişik evlerde yaşamayı içeren ‘bilinçli eşleşme’ trendini uyguluyor. Medyanın ilgisini yıllarca üzerinde tutan Angelina Jolie ve Brad Pitt çifti de evliyken ayrı yataklarda uyuyordu.

Türkiye’de ise Fazıl Say ve Ece Dağıstanlı çifti ayrı evleri paylaşarak bu trendin ülkemizdeki öncüleri oldu diyebiliriz. Çift, bu tercihleriyle oldukça tepki toplasa da “Ayrı evlerde yeni aşıklar gibi yaşıyoruz” diyerek memnuniyetlerini dile getirmişlerdi.

Bu konuda görüşlerini bildiren ünlülerden biri de oyuncu Müge Boz oldu. Boz, “Bence önemli olan, çiftlerin ayrı yatabilme haklarının ve özgürlüklerinin olması. Çünkü insan bazen de tek başına uyumak isteyebilir, şöyle yayıla yayıla. Sürekli tek yatmak olmaz ama sarılarak uyumanın da keyfine paha biçilemez” diyerek, en iyisinin denge olduğunu vurguladı.

Gittikçe daha fazla çift yatakları ayırmayı seçiyor… Birlikte uyumak mı, ayrı uyumak mı

YENİ ARAŞTIRMA DİKKAT ÇEKTİ

ABD’de ise tam da bu konuya parmak basan bir araştırma yapılıyor. Arizona Üniversitesi’ndeki araştırmacılar tarafından yapılan yeni araştırmaya göre, bir partneri veya eşiyle aynı yatağı paylaşan yetişkinler, yalnız uyuyanlardan daha iyi uyuyor. Araştırmacılar, birlikte uyumanın depresyon, kaygı, stres ve yorgunluk riskini azalttığını buldu.

Sonuçlar, çoğu gece partneriyle aynı yatağı paylaşanların, partneriyle asla aynı yatağı paylaşmadıklarını söyleyenlere göre daha az şiddetli uykusuzluk, daha az yorgunluk ve daha fazla uykuda kaldıklarını ortaya koydu. Bir partnerle uyuyanlar da daha hızlı uykuya daldılar, uykuya daldıktan sonra daha uzun süre uykuda kaldılar ve uyku apnesi riski daha azdı.

Araştırma bulguları, 1000’den fazla yetişkinin anket yanıtlarına ve uyku puanlarına dayanıyor. Araştırmaya katılanlara son bir ayda uykuları, sağlıkları ve yaşam kaliteleri hakkında detaylı sorular soruldu.

ÇOCUKLARIYLA YATANLAR UYKUSUZLUK YAŞADI

Araştırmacılar ayrıca çocuklarla veya diğer aile üyeleriyle uyumanın etkisine de baktılar. Çoğu gece çocuklarıyla uyuyanlar daha fazla uykusuzluk şiddeti, daha fazla uyku apnesi riski ve uykuları üzerinde daha az kontrol bildirdiler. 

Peki bu konuda uzmanlar ne diyor?

ÇİFTLER BEDENDEN ÖTE, RUHEN BİRLİKTE OLMALI

Psikiyatrist Doç. Dr. Serhat Tunç: Yapılan çalışmada çiftlerin birlikte uyumasının yalnız uyuyanlara göre genel olarak uyku kalitesini arttırdığı, yaşamdan ve ilişkilerden daha fazla sosyal destek ve memnuniyet oluşturduğu, depresyon, anksiyete, yorgunluk ve stres düzeylerini azalttığı bildirilmiş. Sarılma davranışının sadece kendisinin bile aşk hormonu olarak da bilinen oksitosin gibi hormonları artırarak çiftlerde bağlanmayı arttırdığını depresyon, anksiyete ve stres düzeylerini azalttığını biliyoruz. Çiftler illa birlikte uyumalıdır veya ayrı uyumalıdır diye bir kuralımız yok. Çiftlerin kendi tercihlerine veya bir takım sağlık sorunlarına göre bu karar değişir. Ancak çiftlerin öncelikle genel iletişimlerinin iyi olmasını, birbirlerine olan sevgilerini artırmalarını ve saygılarını korumalarını öneririm. Çiftlerin bedenden öte kalben ve ruhen yakın olmaları, aynı hayalleri paylaşmaları, inşa ederek oluşturdukları birbirlerine olan güvenlerini devam ettirmeleri ve dayanışma içinde olmaları daha önemli.

K.R. (40) Hem hayatıma giren kişilere hem de yakın arkadaşlarıma bu düşüncem yanlış geliyor ama ben yanımda biri ile uyumayı hiç sevmiyorum. Birlikte uyurken uykuya dalma problemi yaşamasam da nefes sesi ya da sağdan sola dönerken yatağın hafif sallanması bile uykumun bölünmesine neden oluyor. Özellikle sıcak yaz günlerinde kendi tenimin sıcaklığı bile beni rahatsız ediyor ve uyku kalitem bozuluyor. Hayatıma giren kişilerle aynı yatakta uyumak istemediğimi söylediğimde bugüne kadar bunu hoş karşılayan kimse olmadı. Ben uyumak için ayrı bir oda tercih ettiğimi söyleyince mutlaka ıssız adam muamelesi görüyorum. Hemen suratlar düşüyor, ‘sen beni sevmiyorsun’ moduna giriliyor. Halbuki istediğim sadece uyurken ayrı yatakta olmak. Sabah uyanır uyanmaz yine yanına gitmek istiyorum zaten. Yarı baygın olduğumuz uyku esnasında neden illa yan yana yatmak zorundayız? Benim sevgimin ölçüsü, uyurken elini tutmak ya da sarılmak mı? Elbette ki hiçbirimiz robot değiliz ve tensel temas çok önemli, bunun aksini söylemiyorum ama bu durum uyku kalitemizi bozuyorsa buna mecbur olmamalıyız. Bence aslı sorun bize yıllarca eşlerin birlikte uyuması gerektiğinin empoze edilmesi ama maalesef gerçek hayat filmlerden çok farklı…

YATAK PARTNERİ FİZİKSEL VE ZİHİNSEL OLARAK YARARLI

Uyku Bozuklukları Uzmanı Prof. Dr. Hacer Kuzu: Çiftlerin birlikte uyuması özellikle günümüz koşullarında depresyonu, kaygı bozukluğunu ve stresi azaltıcı etkisinden dolayı uyku kalitesinde artış avantajı sağlar. Yatak partnerinin varlığı fiziksel ve zihinsel olarak oldukça yararlı. Tensel temas, partner kokusu, kalp atışları, uyku derinliğinde artma ve kesintisiz uyumayı artırır. Uyku dönemi bazı sağlık sorunlarının habercisi olduğundan dolayı eşler birbirinin tanığı durumunda önemli rol alır. Uykudaki ritim bozukluğu, horlama, hareket bozukluğu olan kişiler eşlerinin tanık olması durumunda erken tanı ve tedavi şansı yakalarlar.

Uyku aslında bir alışkanlıktır. Uyku alışkanlığında sessizlik olan kişilerde partner kaynaklı yatak içi hareketler nedeniyle uyku bölünmesi olabilir. İlk alışkanlık döneminde uyku kalitesi azalabilir ancak alışkanlık oturduğunda sorun çoğu zaman kalmaz.

Gittikçe daha fazla çift yatakları ayırmayı seçiyor… Birlikte uyumak mı, ayrı uyumak mı

‘SAĞLIK PROBLEMİ YOKSA BİRLİKTE UYUYUN’

Uzman Psikolog Dilara Yamanlar Büyükkoç: Bu soruya tüm çiftler için geçerli bir ‘doğru’ arıyorsak ne yazık ki bunu bulamayız. Her çiftin, her ilişkinin dinamiği farklıdır ve en önemli şey çiftler arasındaki iletişim. Karşı tarafın ihtiyaç duyduğu şey birlikte uyumak ya da ayrı uyumak ise bu talebin ana motivasyonları, kişinin ihtiyaçları uzun uzadıya konuşulmalı ve birlikte karar alınmalı.

Bir çift ve aile terapisti olarak, eğer uyku problemleriniz yoksa, iki taraftan birinin horlamayla ilgili ya da nefes almayla ilgili ayrı yatmalarını gerektirecek herhangi bir sağlık problemi yoksa benim önerim birlikte uyumaları oluyor. Neden birlikte uyumak dersek; birlikte uyumak aslında sadece aynı yatakta uyuyan iki insanı ifade etmez, yatak sohbetlerini, cinselliği, dokunma ihtiyacını da içinde barındıran bir olgudur. Günlük hayatın yoğun temposu çiftlere bazı ilişki kavramlarını unutturabilir. Ayrı yataklar bu unutulan olgunun harekete geçmesini sağlamaz, aksine daha da unutulmasına sebep olur.

Birlikte uyumak her zaman ilişkiyi güçlendirir mi dersek bunun cevabı ‘hayır’ olur. Birlikte uyumak bir zorunluluk değil tercih olmalı.

D.Ç. (37): İlk iki çocuğumu dünyaya getirdiğimde eşimle birlikte yatmakla ilgili hiçbir sorunumuz yoktu. Ancak üçüncü çocuğum yanında ben olmadığımda asla uyumuyor. Hatta uyandığında beni görmeyince de ağlayarak neredeyse evi başımıza yıkıyor. Ben de eşim sabah işe gidecek diye çocuğumun odasında tek kişilik yatağa kıvrılarak yatıyorum. Hem benim hem de eşim için oldukça zor bir durum. Çok fazla çocuk olduğundan zaten fazla vakit geçiremiyoruz, yalnız kaldığımız tek alan yatak odasıydı. Artık o da kalmadı…

BEBEK YATAKLARI AYIRAN BİR UNSUR

Psikolog ve Uyku Eğitmeni Tuğçe Yılmaz: Bu konudaki fikrim ve bugüne kadar çalıştığım danışanlarda gözlemlediğim şu ki; çiftler duygusal olarak birlikte yatmaya bir yatağı paylaşmaya önem veriyorlar. Danışanların en büyük yakınmalarından biri ‘Bebeğimle uyuduğum için eşimle ayrı yataklarda yatıyoruz ve bu bizi çok zorluyor’ oluyor.

Çift terapilerinde de çalışılan en büyük sorunlar ayrı yatmak, cinsel birlikteliğin azalması, temasın kesilmesi gibi sorunlar. Bu yüzden aynı yatakta yatmak ilişkiyi pozitif yönde etkileyen bir dinamik.

Aksi yönde yapılan araştırmalarda, partnerin horlaması, terlemesi ya da fazla hareket etmesi ayrı yatmayı gerektiren nedenlerden bazıları. Böyle bir sorun yaşanıyorsa uyku kalitesini bozacak bir durum varsa sorunun kaynağına odaklanıp, sorunu çözüp, çiftlerin birlikte daha kaliteli uyuması sağlanabilir.

‘ÇİFTLER AYRI UYUMA SEBEPLERİNİ BİRBİRİNE AÇIKLAMALI’

Uyku Bozuklukları Uzmanı Doç. Dr. Seçil Bahar Dal: Çiftlerin her ikisi de nasıl iyi uyuduklarını düşünüyorlarsa öyle uyumalılar. Ayrı uyuduklarında ise mutlaka bunun sebebini birbirleri ile açıkça konuşmalılar. Özellikle horlama sorunu olan bireylerin, uykuda en ufak sesle uyanan partnerlerinin uyku kalitelerini düşünmeleri ve bunun için hemen çözüm arayışına girmeleri ilişkileri ve ilişkilerine verdikleri önemi göstermesi açısından önem taşıyor. Ayrıca bu süreçte ayrı uyumak isteyen partnerlerini anlayışla karşılamalarını öneriyoruz. Ancak elbette güven, yakınlık hissi ve sadece varlığıyla bile huzur veren bir partnerle uyumak istemek çok doğal ve bireyler bazen uyku kalitelerinden ödün vererek de olsa birlikte uyumalılar.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.